Lizbon'a Gece Treni - Pascal Mercier

Lizbon'a Gece Treni - Pascal Mercier









‘’Bir yere gittiğimizde, kendi içimizde seyahat ederiz,
hayatımızın anlamını bulmaya çalışırız, ne kadar süre sürdüğü önemli değil. ‘’ 



Son zamanlarda izlediğim en güzel filmlerden biri oldu “Lizbona’a
Gece Treni”. Film, Pascal Mercier´in uluslararası çok satan romanından
uyarlanmış. Objektif değerlendirmelerine ve yorumlarına güvendiğim kitap-okur dostların önerilerine dayanarak
Kızılırmak boylarından Doğu Ekspresi ile geçerken 'Dostlar Seni Unutur mu?'

Kızılırmak boylarından Doğu Ekspresi ile geçerken 'Dostlar Seni Unutur mu?'








21 Mart 1973 tarihinde aramızdan ayrılan Büyük Ozanımız Aşık Veysel'i 43. Ölüm Yıldönümü'nde Saygıyla Anıyoruz.  



Halk şiirimizin bu güçlü ozanı yarım yüzyılı aşkın bir süre yazdıklarıyla, sazıyla çalıp söyledikleriyle çevresine ışıklar saçtı. O sadece çağımızın değil, bizden çok sonra yaşayacakların da;  “Dostlar Beni Hatırlasın” , “Uzun İnce Bir Yoldayım”,  ve daha pek çok şiirleriyle
Güle güle Levent Kırca. Işıklar içinde uyu...

Güle güle Levent Kırca. Işıklar içinde uyu...






Çocukluğumuzun ve gençliğimizin gülümseyen hatıralarında silinmez izler bıraktın sen. Ülkemizin en karanlık
günlerinde, kahramanca mücadele ettin. Unutulmayacaksın! Ve hep gülen, güldüren yüzünle, gülerken düşündüren esprilerinle bizimle olacaksın. Son mektubundaki sözlerinin izinde olacağız.  


Mizahın büyük ustası. Gerçek bir sanatçı.
Gerçek bir vatansever LEVENT KIRCA'yı saygıyla,
Prof Dr. Oktay Sinanoğlu'nu Saygıyla Anıyoruz..

Prof Dr. Oktay Sinanoğlu'nu Saygıyla Anıyoruz..









Dünyada genç yaşta ‘Profesör’ ünvanını alan, 60 yıldır
çözülemeyen bir matematik kuramını çözerek adını matematik tarihine yazdıran,
DNA sarmalının açıklamasını en sağlam şekilde açıklayan ve “Ne sağ,
ne sol; Önce bağımsızlık. Türkçe giderse, Türkiye gider. “ düşüncesi
içinde, katıldığı tüm konferanslarda  iyi
derecede İngilizce bilmesine rağmen sunumunu Türkçe yapıp Türklüğünden taviz
Büyük Ozan Aşık Veysel'i 42. Ölüm Yıldönümünde Saygıyla Anıyoruz..

Büyük Ozan Aşık Veysel'i 42. Ölüm Yıldönümünde Saygıyla Anıyoruz..










Türkiye’nin en önemli ozanı Aşık Veysel 21 Mart 1973
tarihinde aramızdan ayrıldı. Halk şiirimizin bu güçlü ozanı yarım yüzyılı aşkın bir
süre yazdıklarıyla, çalıp söyledikleriyle, çevresine ışıklar saçtı. O sadece çağımızın
değil, bizden çok sonra yaşayacakların da;  “Dostlar Beni Hatırlasın” , “Uzun İnce Bir
Yoldayım”,  ve daha pek çok şiirleriyle unutamayacağı
bir ozan olarak daima
 Yaşar Kemal’i sonsuzluğa uğurlarken..

Yaşar Kemal’i sonsuzluğa uğurlarken..







1923 .... 28 Şubat 2015





“Dağlar, insanlar ve hatta ölüm bile yorulduysa, şimdi en
güzel şiir, barıştır.”



"Bir dil bulacağız her şeye varan. Bir şeyleri
anlatabilen...", "Böyle dilsiz, böyle düşmanca, böyle bölük pörçük
dolaşmayacağız bu dünyada..."






"Şu dünyada yalnız kalan, kimsesiz çaresiz olan yalnız be yalnız insandır. Herkesin, her şeyin yaşaması, ölümsüzlüğü var, insanın
Bugünlerde yeniden Hayyam’ı okumak...

Bugünlerde yeniden Hayyam’ı okumak...







Girdaba kapılmadan, sele tutulmadan aklı ve ruhu kendi
rotasına çekmek gerek yeniden. Ama bunu yaparken de ‘bana ne!’ demeden,
yaşanılanları sorgulayarak, dersler çıkararak yolumuzu, izimizi belirlememiz
gerek. Ne mutlu, yürüdüğü yolları çiçek bahçelerine çevirebilenlere. Sevgiyi,
bilgiyi, hoşgörüyü, insanlığı çoğaltıp, farkındalık yaratarak, düşünmemizi
sağlayanlara… bu ışıkla ardından
Martin Luther King ve Hayali!

Martin Luther King ve Hayali!








“Vicdanların Kimliklere Yenik Düştüğü Bir Ülkede Kimse
Özgür Değildir..”     (*)



1 aralık 1955 Cuma günü, Alabama’nın Montgomery şehrinde,
siyah terzi bir kadın, şehir fuarındaki işinden akşam 6’da çıktı. Çok yorgundu
ve bir an önce evine ulaşmak istiyordu. Otobüsün ortasındaki ‘değişken’ statülü
koltuklardan birine oturdu. Yasalara göre ilk 10 sıra beyazlarındı. Siyahlar
ise en arka
Aşık Veysel'i 41. Ölüm Yıldönümünde Saygıyla Anıyoruz...

Aşık Veysel'i 41. Ölüm Yıldönümünde Saygıyla Anıyoruz...







O, “Uzun ince
bir yoldayım, gidiyorum gündüz gece” dedi ve “Benim sadık yârim kara
topraktır“ diyerek ekledi sonuna!

"Dünyaya gelmemde
maksat ne idi: bir sadık dost." diyen Veysel’in aramızdan ayrılışının
üzerinden tam 41 yıl geçti. O Türk tarihinin en büyük ve çağının en devrimci ozanlarından biri oldu.



Veysel Şatıroğlu veya bilinen adıyla Âşık Veysel, 25 Ekim
1894 tarihinde Sivas’ın
Nasuh Mahruki'den Sihirli Sözcükler

Nasuh Mahruki'den Sihirli Sözcükler





“dört ay,  yirmi bir bin kilometre yol,  
sekiz bin iki yüz bir metre dağ,  altı ülke, sayısız inanç,
sonsuz renk, koku, tat, doku,farklı insanlar, 
farklı kültürler, farklı
coğrafyalar.Farklı.....?  Orada.....?  Uzakta.....?  Hayır !


Her şey ve her yer, burası ve orası özde aynı ve aslında hepsi bir...
kendi yoluna gitmeli, kendi dağına tırmanmalı, 
kendi denizine dalmalı, kendi göğünde
Aydınlık yarınlara doğru kanat çırpma zamanı

Aydınlık yarınlara doğru kanat çırpma zamanı







“Siz savaş
istiyorsunuz. Ben barış istiyorum. Siz yoksulluğa yardım etmek istiyorsunuz.
Ben yoksulluk ortadan kalksın istiyorum. Siz savaşçı istiyorsunuz, ben yurttaş.
Siz erkek, kadının efendisi olsun istiyorsunuz, ben erkek kral, kadın kraliçe
olsun istiyorum. Eşitlik istiyorum!”

Feodalizme karşı amansız bir mücadele içinde olan ve 1793 Fransız Devrimi’ni hem yapan hem de sorgulayan
"Göynümüz" hep seni arayacak!

"Göynümüz" hep seni arayacak!











O, sazıyla feryad eden bir halk ozanıydı!

Anadolu senin sesini, nefesini sonsuza dek bozkırlarında
saklayacaktır!..  Işıklar içinde uyu büyük Usta!

Doğu ekspresi yolculuğumuzda bozkırlardan geçerken hep türküleriyle yad ettiğimiz büyük Usta’nın anısına...




******

"bin dokuzyüz otuzsekiz / cihana kırtıllar köyünde geldin dediler / babama muharrem, anama döne dediysen /  atayı
Geçmişten gelen bir gün...

Geçmişten gelen bir gün...



Güneşle Ört Kendini
"Söylenmemiş tümcelerle bak ufuk çizgilerine. Ağarmamış günlerinle doğ ruhunun saçak altlarına."
"Say ki imkansızı istedin.Oltasız yakalanan balık, kementsiz tutulan vahşi at, kuyruksuz akrep, karada yaşayan deniz kızı...
Düşlerince çoğalt, eşitle kendine imkansızı. Zirveye beş kala, geride bıraktığın böcek izlerine gül kahkahalarla."


(*)

Tarih '26 Mayıs 2010' daha dün
Molière’in sahnesinden seçim manzaraları!

Molière’in sahnesinden seçim manzaraları!


Şu insanoğlunun yapamayacağı şey yok!.. hani her zaman yaptıkları hayra alamet olsa! Ne ala!.. örnek alalım, yolundan gidelim!..onay veren aklımız duygularımızla kaynaşıp bir güzel taktir edelim... ne güzel düşünmüşler! ne iyi yapmışlar diyelim!.. ama yaşadıklarımız, bizim normal zeka ve bilimum normal düşünsel aklımızın sınırlarını zorlayan, duygu ve düşüncelerimizle hiç mi hiç örtüşmeyecek
Yalnızca ateşli bir sabır ulaştırır bizi muhteşem bir mutluluğun kapısına

Yalnızca ateşli bir sabır ulaştırır bizi muhteşem bir mutluluğun kapısına







Ağır Ölüm


Ağır ağır ölür alışkanlığının kölesi olanlar, her gün aynı yoldan yürüyenler, yürüyüş biçimini hiç değiştirmeyenler, giysilerinin rengini değiştirmeye yeltenmeyenler, tanımadıklarıyla konuşmayanlar. 



Ağır ağır ölür tutkudan ve duygulanımdan kaçanlar, beyaz üzerinde siyahı tercih edenler, gözleri ışıldatan ve esnemeyi gülümseyişe çeviren ve yanlışlıklarla duygulanımların
Taşlar içindeki taşta, insan neredeydi ?

Taşlar içindeki taşta, insan neredeydi ?










        






Taşlar içindeki taşta, insan, neredeydi?
Havaların havası içinde, insan, neredeydi?
Zamanların içindeki zamanda, insan, neredeydi?
Sen miydin tamamlanmamış insanın o küçük dilsizi
ki caddelerde ve eski izler üstünde yürüyen
o ruhsuz kartalın geçerek ölü sonbaharın
yaprakları içinden,
ölümsüz acılar verdiği ruhuna?

Zavallı el, ayak ve avutulmaz hayat...
Yağmur
Deli Olmak İşten Değil !

Deli Olmak İşten Değil !



Nasıl deli olduğumu soruyorsunuz. Şöyle oldu; Bir gün, Tanrıların doğmasından çok önce, derin bir uykudan uyandım ve bütün maskelerimin - yedi ayrı hayatımda benimseyip kullandığım yedi maskemin de - çalınmış olduğunu gördüm.
Kalabalık sokaklarda, maskesiz çılgınlar gibi bağıra bağıra koştum;
“Hırsızlar, hırsızlar, lanet olası hırsızlar!”
Kadın erkek herkes güldü bana, bazıları da korkup
Ben hiç toz kondurmam kitaplarıma!

Ben hiç toz kondurmam kitaplarıma!








Her insanın kaplumbağa gibi kabuğuna çekilip sığındığıı ve kendisini güvende hissettiği, huzur bulduğu bir limanı, bir mabedi vardır. Benim mabedimde evim! " Evim, evim canım evim." Her bir odanın kokusu da, rengi de benim ruhumun yansımasıdır biraz da! Ama benim için kütüphanemin yeri bir başkadır. Çünkü burası sadece bir oda değil koskocaman bir dünyadır aslında!



Ve ben “kırılmasınlar
Şiir tadında...

Şiir tadında...










Güneşle Ört Kendini



"Söylenmemiş tümcelerle bak ufuk çizgilerine.

Ağarmamış günlerinle doğ ruhunun saçak altlarına."



"Say ki imkansızı istedin.Oltasız yakalanan balık,

kementsiz tutulan vahşi at, kuyruksuz akrep,

karada yaşayan deniz kızı...



Düşlerince çoğalt, eşitle kendine imkansızı.

Zirveye beş kala, geride bıraktığın böcek izlerine

gül kahkahalarla." 

(*)







" Yazmasam deli olacaktım "

" Yazmasam deli olacaktım "

Sait Faik Abasıyanık18 Kasım 1906 - 11 Mayıs 1954

“...Niyetim yazı yazmak bile değildi. Balığa çıkacaktım. On kuruşa kahve, yirmi kuruşluk köylü cigarası içecektim. Kaybettiğim her şeyi; insanlığı, cesareti, sıhhati, iyiliği, saffeti, dostluğu, alın terini, sessizliği yeniden bulacak; belki yeniden bir adam olmasam bile bir temiz hayatın içinde hayran, meyus ve mahcup ölümü bekleyecektim. Aklıma