Gönen Dağ Ilıcası ve Köy Konağı

Gönen Dağ Ilıcası ve Köy Konağı








Gönen, Marmara Bölgesi'nde Balıkesir ilinin şirin bir ilçesidir. Doğusunda Manyas ve Bandırma, batısında Biga ve Yenice ilçeleri, kuzeyinde Marmara Denizi ve Erdek
Körfezi, güneyinde ise Balya ilçesi ile çevrili olan bu ilçe, özellikle şifalı termal suları ile meşhurdur. Kazdağları'ndan doğan Gönen Çayı ise ilçenin içinden geçerek Marmara denizine dökülür. Bereketlidir toprakları.
Biz küçükken 23 Nisanlar ne kadar da güzeldi...

Biz küçükken 23 Nisanlar ne kadar da güzeldi...








Şahsıma münhasır bir 23 Nisan nostaljisi :)




"Biz küçükken çok büyüktük. Mesela kollarımızı bir açardık,
dünyayı kucaklardık. Güzeldik biz küçükken.


(...)







Biz bir gülerdik küçükken, kalbimiz kahkahalar atardı. Biz küçükken
öğretmenimiz en yakın arkadaşımızla sıralarımızı ayırmasın diye, teneffüse
kadar konuşmazdık. Not yazardık birbirlerimize. Biz diyorum küçükken bizdik
böyle
Geleneksel içeceğimiz boza'nın tarihsel yolculuğu..

Geleneksel içeceğimiz boza'nın tarihsel yolculuğu..






Artık havalar iyiden iyiye soğudu. Kış kapımıza dayandı.. Kış gelince geleneksel içeceğimiz bozayı içmeden olmaz.. Çocukluğumda anımsıyorum, kış gecelerinde, sokak lambasının aydınlattığı sihirli  ışık huzmelerinde  lapa lapa yağan karın, kristal pamuklar gibi süzülüşünü keyifle seyrederken.. uzaklardan gelen ve yaklaştıkça iştahımı kabartan o bozacı' nın gevrek gevrek 'bozaaaaaaaaaaaaa'
Balıkesir’in Kurtuluşu ve çocukluğumun korkulu rüyası Tülütabaklar 'Tülü Kabaklar'

Balıkesir’in Kurtuluşu ve çocukluğumun korkulu rüyası Tülütabaklar 'Tülü Kabaklar'





06 Eylül 1922 Balıkesir’in işgal kuvvetlerinden kurtulduğu tarihtir.  Birçok ilimizde olduğu gibi
Balıkesir’ de bu günü törenlerle kutlar. Kurtuluş gününde zafer heyecanı, şenlikler
ve çeşitli etkinliklerle bir bayram havası içinde geçer.

Çocukluğumda Balıkesir’in kurtuluş gününü iple çekerdim.
Ve babaannemle birlikte sabahın erken saatlerinde etkinlikleri izlemek üzere
yollara koyulurduk.
MYRA ANTİK KENTİ ve KIRMIZI FULARIYLA FİLİSTE!..

MYRA ANTİK KENTİ ve KIRMIZI FULARIYLA FİLİSTE!..



 



Demre İlçe merkezine oldukça yakın bir mesafede olan Myra
Antik Kenti özellikle Likya dönemi kaya mezarları, Roma dönemi tiyatrosu ve
Bizans dönemi Aziz Nicholas Kilisesi ile ünlüdür.



Antalya çevresine yapmış olduğumuz kültürel gezimizde, Myra
Antik Kenti’ne girer girmez ilk dikkatimizi çeken kayaların üzerindeki birbirinden
farklı ifadelerle bizleri karşılayan kabartma heykellerdi.
Anılarımızda eskirmiş meğer

Anılarımızda eskirmiş meğer





İçinde bulunduğumuz an, zaman gelir sıradanlaşır, bazen
kaçmak isteriz uzaklara.. ya da küçük bir serçe dokunuverir yüreğinizin en kuytu
köşesine ve alır götürür sizi eski günlere... Bedeniniz görünürde oradadır ama
aslında siz başka bir âleme yelken açmışsınızdır çoktan. Ne, bulunduğunuz mekân ne, karşınızda konuşan
insan artık sizin umurunuzdadır!.. Çünkü siz geçmiş bir anın perdesini
Bir bit eniği var bu işte!..  YALAN (mim)

Bir bit eniği var bu işte!.. YALAN (mim)






"Sürekli başkalarının duygularıyla ilgilenen insanlar son derece yıkıcı olabilir; çünkü kendilerinden çok şey saklamaktadırlar." (*)

Elbet yalan hakkında söylenecek çok şey var/dır! Bir defa yalan kendi içinde tezat olanı da barındırır. Ortada bir yalan varsa yalancı da vardır! başka kimler yoktur ki! yalana ve yalancıya arka çıkacak olan destekçiler vardır!..

sonra, bilerek ya da
Çocukluğumun Masal Kenti Aschaffenburg

Çocukluğumun Masal Kenti Aschaffenburg









Çocukluğumda, yağmurlu bir günün ardından açan güneşle Obertshausen’ in o sık ağaçlı devasa ormanlarında babamla birlikte bisiklete bineceğim hafta-sonlarının gelmesini iple çekerdim. Temiz havayı içimize çekip,  göz kırpar gibi çam ağaçlarının arasından süzülerek yolumuzu aydınlatan güneş huzmelerinin arasında, rüzgârla yarışırcasına, pedal çevirdiğimiz günleri hiç unutamıyorum…



Mis
HAYDARPAŞA GARI DA YANDI YA !

HAYDARPAŞA GARI DA YANDI YA !


Birer birer asırlık çınarlar gibi yok olup gidiyor tarihimizin izleri!.. İstanbul’u İstanbul yapan ve tarih kokan mekanlar, iskeleler, sokaklar ve şimdi de Anadolu’nun kalbine giden yolun can damarı o muhteşem mimarisi ile Haydarpaşa Garı da yandı ya!..
Yok artık başkaca söyleyecek sözümüz. Biz ne malımıza, ne mülkümüze, ne tarihimize, ne de insanımıza sahip çıkamıyoruz artık!
Kapkara bulutlar
Ben de çocuktum !

Ben de çocuktum !










tıklayınız



Babaannemle birlikte yaşadığım dönemlerde, evimizin en önemli eşyalarından biriydi radyo. O zamanlar hayatımıza henüz yeni girmeye başlamıştı televizyonlar. Radyo ise bizim için bambaşka dünyalara açılan bir kapıydı. Belli başlı programlar olurdu ve biz o programları hiç kaçırmamaya özen gösterirdik. “ Radyo Tiyatroları ” vardı bir de “ Arkası Yarınlar ”, çocuklar için de
Tesadüf a canım!

Tesadüf a canım!








Bugün sabahın ilk ışıklarının yüzüne vurduğu bir kedi gibi biraz da Mahmure hanım edalarında erkenden uyanıyorum. Biraz esniyor sonra da geriniyorum! yok olmadı, uzadıkça uzuyorum. Başak sarısı odam yeni kalaylanmış bakır bir kap gibi güneşin ilk ışıkları içinde böyle parıldarken yataktan çıkmak gelmiyor içimden… Evet bugün miskin bir kedi olmak ve güneşi içmek istiyorum! Kafam aydınlık,
Salı sallanır yağmur yağar ıslanır !

Salı sallanır yağmur yağar ıslanır !









Yine bu gün günlerden Salı üstelik bir de yağmur var

İstanbul’ da!


Rahmetli babaannem günlük evdeki rutin işler hariç, diğer yeni başlangıçlar için hiçbir işe Salı günü başlamak istemezdi. Mesela o gün ilk kez yeni bir örgüye mi başlayacak. Mümkün değil eline şiş alıp hiçbir ilmek atmazdı… Kazak örecekse eğer “bu kazak asla bitmez elimde sürüklenir seneye anca biter! sallanır da
Ben çocukken hep asker olmak isterdim !

Ben çocukken hep asker olmak isterdim !





Bu yıl da 30 Ağustos Zafer Bayramı tüm yurtta coşku ile kutlandı. Bu coşkuya ortak olmak ve Donanma Komutanlığına bağlı birliklerin İstanbul Boğazı'nda gerçekleştirecekleri resmi geçit törenlerini izlemek için, güneşin yüzümüze güldüğü sıcak ve aydınlık bir günde eşimle, önce Taksim Cumhuriyet Meydanına oradan Beşiktaş- Dolmabahçe sahil yoluna doğru keyifli bir yürüyüş yaptık.




Turist
Küçük bir iz !

Küçük bir iz !






Aynada yüzüm, yüzümde hüzün!

***




Küçük bir iz !


Yüzümde izi kalmış gülüşlerin ve hüzünlerin,


Küçük ellerin sıcaklığı var dokundukça içimi ısıtan!


Kahkahalar kulaklarımda baktıkça yüzümü aydınlatan...

Boncuk boncuk ter olmuş al yanaklarımdan akan,

Gözlerimde yağmur damlası hatırladıkça içimi acıtan,

Sesimde ürkek bir kuş çığlığı, yüreğimde kalan küçük bir sızı!





" Hadi ama
Penceremdeki Kumrular

Penceremdeki Kumrular






Bu sabah balkona açılan penceremden gökyüzüne bakarken, çiçek saksılarının arasına başını uzatmış kıpırdanan ve çıkardıkları seslerle beni çok uzaklara götüren kumrulara gözüm takılı kaldı.

Ürküp kaçmasınlar ve uzaklaşmasınlar diye nefesimi dahi sessizce alıyordum. Biraz önlerine yem atmak ve su vermek için sabırsızlansam da kaçabilirler diye bu düşüncemden hemen vazgeçiyordum. Çünkü
Çiçekli Pazenlerim

Çiçekli Pazenlerim






Sizlerde benim gibi zaman zaman da olsa hatıralara dalıp kendinizle konuştuğunuz olur mu? Geçen gün rutin işlerimden biri olan, ve bir gün elimi sürmesem hemen dağılıveren gardırobumun içindeki rafları ve çekmeceleri düzenlerken, öyle bir an geçmişe doğru yol aldım... 

Rafların içindeki kıyafetlerimiz, tişörtlerimiz, kazaklarımız bazen alelacele alını-verdiğinde nasıl da dağılırlar. Onları
Ne zaman Almanya'dan mektup gelse !

Ne zaman Almanya'dan mektup gelse !







Geçen gün kütüphanemin tozunu alırken, elime aldığım kitabın arasından yere düşen kurumuş yapraklar ve küçük çiçek tomurcuklarının sayfaya yayılan o kendine has kokusuyla bir an geçmişe doğru yol aldım.





Yaprakları ve küçük çiçekleri, çok sevdiğim biricik Şengül ablam gönderirdi. Ne zaman Almanya’dan mektup gelse kalbim hep heyecanla çarpar… “ Acaba Şengül ablam, bu defa yine ne gibi