[11.11.2015] Suga Twitter Güncellemesi

[11.11.2015] Suga Twitter Güncellemesi



                                    


Merhaba, ben Suga~

Bu seneki üniversite giriş sınavının yarın olduğunu fark edince sınavdan önceki son günümü hatırladım. (Daegu'dan) Seul'e geleli tam bir yıl olmuştu, birkaç gün sonrasında sınava girdim. Ailemden uzakta olduğumdan bana öğle yemeği hazırlayacak kimsem yoktu hahaha.

Sınava gitmeden önce yanıma biraz kimbap almalıyım diye düşünerek yattım ama uyuyamadım. Seul'e geldiğimde artık derslerden uzaklaşıyorum diye düşünmüştüm ama üniversite sınava giriyordum (Seul'e aslen sınava girmek için değil müzik yapmak için geldi) hahahahaha. 
Saatlerdir yatakta dönüp duruyordum; çünkü uyuyamıyordum. Dışarıdan sesler geliyordu. “Çocuklar (üyeler) yarın için bana öğle yemeği hazırlıyor herhalde” diye düşündüm. Uyanıktım, bayağıdır uyanıktım ve benim için bir şeyler hazırladıklarının farkındaydım. Fakat odadan dışarı çıkmadım. Hatta lavaboya gitmem gerekiyordu ama uyuyormuş taklidi yaptım. Arada gelip uyuyor muyum kontrol ediyorlardı. HAHA gerçekten uyuyormuş gibi gözükmek için elimden geleni yaptım.
Grupta üniversite sınavına girecek ilk kişi bendim ama diğerleri benden daha stresliydiler resmen kıhkıh. Lavaboya gitmem gerektiği için acı çekiyordum gerçekten... Uyuyormuş numarası yapmak daha da zorlaşmıştı haha.

Herneyse, benim için hazırladıkları öğle yemeğini yanıma aldım tam çıkacakken arkamdan (üyeler) "Fighting" diye bağırdılar ve sınav için bana şans dilediler. O zamanlar en büyük üye ben olduğumdan gruptaki herkes benden küçüktü. Kusura bakmayın, yazım yanlışı yapıyorum... Bunları küvette yazıyorum lütfen anlayış gösterin bana~

Sabahleyin erkenden sınav yerime gitmek için yola çıktım. Durduk yere gerilmiştim. Neyseki sınava gireceğim yer mezun olduğum lisenin yakınındaydı, yürüyerek gittim. Atkımı sıcak tutması için iyice sarmıştım boynuma, çıkış yaptığımız ilk zamanlar sürekli taktığım atkı... Çok iyi hatırlıyorum. O atkıyı bana Seul'e gelmeden önce annem almıştı... evvet. Neyse, sınav yerime doğru yürürken zaman o kadar yavaş geçiyor gibiydi ki sanki her şey ağır çekimdeydi. On yedi yaşındaydım, aslında sürekli stüdyoda takıldığımdan okumaya hiç ilgim yoktu ama yine de gergindim işte...

Ben o gün çok gergindim...Bu sene sınava girecekler nasıl hissediyorlar acaba... Sınava girmeden önce size yeşil çay, çikolata ya da şeker falan ikram ediyorlar. Ben fazladan bir tane isteyip öyle girdim. Millet, siz de bir tane daha alıp öyle girin.

Çok fazla yazım yanlışı yapıyorum... Su geçirmez kabım var ama telefonumun ekranı çok fazla buhar yaptı. Ben bir yere tıklayınca o kendi kendine başka bir yere tıklıyor.
Herneyse, üyeler ısrarla yemek kabımı öğle yemeği zamanı gelince açmamı söylediler. Ben de öyle yaptım. Pilav ve tavuk (göğüs) vardı, viyana sosisi ve de omlet rulosu. Sonuçta stajyerdik, nereden para bulsunlar. Yurtta olan malzemelerle bir şeyler hazırlamışlardı işte, yine de hepsini bir güzel yedim. Tavuk artık soğudundan ısırmak zordu ama onu da afiyetle yedim. Yemek kabımın içinde bir de bir A4 kağıdı vardı. Ne olduğunu bilmediğimden merak içinde açtım, mektuptu. Paraları olmadığı için yurttaki A4 kağıtlarından birine yazmışlar. Biraz duygulanmıştım. Ama ağlamadım... gerçekten...

Sınav bittikten sonra spor sahasına gidip mektubu tekrar okudum. Okulun sahası bayağı büyüktü, biraz yürüdüm ben de. Sınavdan çıktığımda, benimle beraber sınava giren öğrencilerin aileleri onları almaya gelmişti; bazıları da arkadaşlarıyla toplanmış nereye gitsek diye konuşuyorlardı... Benim de boynuma güzelce sardığım gri atkım vardı, yalnız başıma geri döndüm. O an dünyadaki tek siyah-beyaz şey benmişim gibi hissettim. Dönüşte yol uzamış gibi geldi.

Yurda dönerken farklı farklı duygular içerisindeydim. “12 yıllık öğrencilik hayatım sonunda sona mı erdi?” ya da “Arkadaşlarıyla takılabildikleri için çok şanslılar. Benim gidip çalışmam gerekiyor..." veya “Of, ben de ailemle yemek yemek istiyorum”... Kafamda sürekli bu gibi düşünceler belirip duruyordu.
Yurda yürüdüm, vardığımda üyeler sınavımın nasıl geçtiğini sordu... SİZCE? ... İyi geçti, dedim sadece. O gün (sınava girdiğim gün) de uyuyamadım. İçimde garip bir his vardı, böyle boş bir his... Kafamın içinde dolaşan bir sürü düşünce vardı.

Ben de böyleydim işte, tıpkı sizin gibi. Yani telaş yapmayın. Sadece sakince sınavınızı çözün. Cevabı bilmiyorsanız üçüncü şıkkı işaretleyin. Cidden... biri okulda öğrendiklerimden ne kadarını hatırladığımı sorsa şu cevabı verirdim: hiçbirini. On sekiz yaşıma bastığımda artık lise bir, lise iki yoktu; stajyerliğimin ilk yılı, ikinci yılı vardı. Belki de sınava giderken gergin değil, heyecanlıydım... On sekizime bastıktan sonra okul gezilerine bile gidemedim, hatta pikniğe bile...

Yarın sınavdan çıktıktan sonra, sınavınız iyi de geçse kötü de geçse, iyice eğlenin; stres atın. Artık eğlenmeyi hak ediyorsunuz çünkü on iki senedir yorucu bir savaştasınız. Ama hâlâ reşit olmadığınızdan alkol kullanmayın. Yirmi olunca içersiniz. Ben sınavdan hemen sonra çalışmaya gittim. Ve yurtta çocuklarla yemek yedik.

Sınavdan sonra boşluğa bakarak geçirdiğim birkaç günün ardından yirmi oldum. Yirminci yaşımın ilk gününü (1 Ocak. Ç/N: Kore'de herkes yılbaşında bir yaşına daha giriyor) içki içip kulübe giderek geçirmedim; ailemle birlikte Busan'a gittim. Cidden ilginç bir yerdi... Derin, masmavi denizden başka hiçbir şey yok. Sürgüne gönderilmiş gibiydim... Yirmi yaşıma bastığımda hayatımın bir anda *puf diye* olağanüstü bir hal alacağını düşünmüştüm. Ama öyle olmadı. Üniversite sınavına girmek, yirmi yaşına basmak özel olur diye düşünmüştüm ama sadece gözümde büyütmüşüm. Yani sınav yüzünden strese girmeyin çünkü cidden hiçbir şey değil. Kişisel görüş gerektiren soruların cevaplarını bilmiyorsanız, 0 ya da 1'dir. Galiba ben 0 yapmıştım. Doğru yapmış mıydım onu bile hatırlamıyorum.

Gerçekten büyütülecek bir şey değil hiç, bu yüzden hiç gerilmeyin ve sınav yüzünden stres yapmayın. Sadece elinizden gelenin en iyisini yapıp çıkın. Aileniz sizi sınav yerine bırakmak isterse "peki~" diyip razı olun, yok yere sinirlenmeyin onlara. Sınavınız iyi geçmeyebilir de, sorun değil ama hazır sınava giriyorken yapabildiğinizin en iyisini yapın ve çıkın. Umarım hepinizin sınavı iyi geçer. Yetiştiremezseniz sakın ağlamayın. ODAKLANIN ve işaretleyin. Şimdi de süt içip marul yemenizi söyleyeceğim. Muhtemelen on bir, on iki gibi uyumuş olacaksınız. Biraz süt için, marul yiyin ve uyuyun.

İyi uykular ve inşallah yarın sınavınız iyi geçer. FIGHTING gülegüle.




Not: Fotoğraf, tweetlerden bağımsızdır.



İngilizce Çeviri: BTS_ABS
Türkçe Çeviri: Cimcim @ BTSTurkey
[Mayıs/2014] IZE BANGTAN RÖPORTAJI - “BU BİZİM İÇİN SADECE BİR BAŞLANGIÇ”

[Mayıs/2014] IZE BANGTAN RÖPORTAJI - “BU BİZİM İÇİN SADECE BİR BAŞLANGIÇ”



Geçenlerde çıkışınız 300. gününü kutladınız. Çıkışınızdan beri en çok ne değişti?
Jin: Üyelerin çıkışımızdan öncekiyle şimdiki yüzlerini karşılaştırırsak bence çok değiştiler. Kamera oyunu da olabilir ama hepsi şimdi daha canlı gözüküyor… Bir kişi hariç… Jimin! Onun en güzel hali çıkış zamanındaki haliydi, o zamandan beri görünüşünü korudu.
RM:Yani Jimin’in yakışıklı olmadığını mı söylüyorsun? (gülüyor)
Jin: Hayır, öyle değil. Diğer üyeler çok değişti…
Jimin:Kurtarmaya çalışma… söyledin ve bitti!

Hâlâ alışamadığınız bir şey varsa nedir?
J-Hope: Müzik programları hâlâ zor. Üzerimizde çok baskı var ve kameraların nerede olduğunu anlamamız gerekiyor. Liderimiz sahneye çıkmadan neler yapmamız gerektiğini bize söylüyor ve dans hocalarımızın bize söylediklerini hatırlatıyor.
RM: Bir türlü rahatlayamıyoruz. Bir an rap yapıyorum sonraki an dans ediyorum (gülüyor). Ve hâlâ rookie (*çaylak) olduğumuz için performanslarımızı kısaltıyoruz. Mesela son albümümüzdeki ‘Attack on BANGTAN’ performansımız Çarşamba günü farklıydı, sonra Perşembe günü yine farklıydı. Bü yüzden çok odaklanmamız gerekti.

Şu ana kadar en büyük başarınızı Boy in Luv ile birincilik adayı olarak elde ettiniz. (A/N: BTS, Boy in Luv ile 23 Şubat'ta Inkigayo’da birinciliğe aday gösterilmiştir. Hayran oyları %100 olmasına rağmen üçüncü olmuştur.) Hep istediğiniz şirket yemeğine çıkabildiniz mi?
RM: Daha önce birkaç defa daha şirket yemeğine gitmiştik; ama bu sefer, albüm promosyonlarından önce, Bang Shihyuk PD Garusogil'e götürdü. Albümümüzden çok emin olduğunu, büyük hatalar yapmazsak iyi tepkiler alacağımızı söyledi. Sanırım bunu öngördü. O gün çok fazla et yedik ve bir grup erkeğin gideceği bir yer gibi görülmeyen bir kahve dükkanına gittik.
Jin: Fakat az bir şeyler sipariş edip sakin bir şekilde sohbet etmedik. Bir sürü şey sipariş ettik ve siparişlerimiz gelir gelmez hepsini yiyip daha fazla sipariş verdik.

Daha önce promosyon yaptığınız şarkıların konuları, gençlerin başkaldırışları, endişeleri ve çelişkileriydi; ama bu şarkınız aşk ile ilgili. Yani dünyayla barışmışsınız hissi veriyor (gülüyor)
SUGA: Bu sefer kızla aramız iyi değildi (gülüyor). Ama dünyadaki tüm çiftleri destekliyoruz. Birbirlerini sevmeliler ki bizim şarkılarımızı kullanabilsinler.

Boy in Luv’ın, No More Dream ve N.O’dan geri kalmayan güçlü bir beat (tempo) ve sound (melodisi) var; ama şarkının bir kıza ilan-ı aşk etmekle ilgili olması garip. Şarkının yapım süreci nasıldı?
SUGA: Akılda kalıcı ve eşlik etmesi kolay olması için çalıştık. Sözlerine “Bbarim bbarim bbarim”, “dwegopa” ve “bad bad girl” gibi akılda kalıcı/eşlik etmesi kolay sözler koyduk.
RM: Bunlardan en azından biri insanların aklında kalır diye umduk (gülüyor)! “Senin oppan olmak istiyorum” ve “Yok yere beni kızdırıyorsun, nefessiz bırakıyorsun ve dır dır ettiriyorsun” gibi sözler çocuksu gelebilir, (bu sözlerle) sezgisel hisler vermek istedik. Adımızın dikkat çekmesi için büyük bir atılım yapmamız gerektiğini düşündük ve ‘Okul Üçlememiz’in üçüncü partı olarak ‘aşk’ güzel oldu.

Devam şarkınız Just One Day ile romantik bir performans sergilediniz. Aşkı, sadece koreografiyle değil; aynı zamanda yüz ifadelerinizle de ifade ettiniz. Sizin için nasıldı?
RM: Eski performanslarımızda (konsept gereği) ya kızgın ya da heyecanlı olurduk; ama Just One day için farklı bir konsepte ihtiyacımız vardı. Kamerayı sevdiğimiz kadın gibi düşünmeye çalıştık, özellikle de daha önce hiç böyle şirin/tatlı bir performans sergilemediğimiz için.
Jimin: Ama bu iyi sonuçlanmadı. Ne zaman önümde bir kız olduğunu düşünsem garip garip gülmeye başladım. Hahaha!
RM: Çünkü sen hep müstehcen şeyler düşünüyorsun (gülüyor).
Jin: Çok sevecen baktığımı düşünüyordum; ama bazıları bana neden bu kadar garip baktığımı sordular.

Siz, diğer idol grupların aksine single değil albüm çıkarıyorsunuz. Bu sizin genel duruşunuza daha çok odaklanmanızı mı sağlıyor?
RM: Birçok kişi bizi genel halk arasında daha popüler bir tarz olan Boy in Luv ve devam şarkımız Just One Day ile tanıdı, bu yüzden bizim asıl rengimizi yansıtan Spine Breaker ve BTS Cypher Pt.2: Triptych şarkılarımıza daha çok önem verdik.
SUGA: Rahatça dinlenen şarkıların, bizim rengimiz olan şarkılarla oranı arasında denge kurmaya çalıştık.  Tomorrow’u stajyerken yazdım; çünkü müzik yapmaya başlamamı sağlayan Epic High’ın Fly şarkısına benzer hisleri olan bir şarkı yazmak istiyordum.


Grubun dansçılarından J-Hope’un bu şarkıda daha fazla rap bölümü var ve V merkezde duruyor. Yeni yeteneklerinizi göstermek istiyorsunuz gibi görünüyor.
JH: Arkadaşlarım sayesinde daha çok çalışabildim.
RM: J-Hope eskiden hiç rap yapmamıştı; ama ona bir görev verirseniz yetenekleri hızlı bir şekilde gelişir. Genelde şarkının bridge (geçiş) bölümünü o söylediği için üzülüyordum. Bu yüzden Where Did you Came From şarkısında bridge (geçişi) ben söyledim ve J-Hope’un dinlenmesini sağladım. V’nin de özel bir yeteneği var. Eskiden sahnede farkında olmadan ağzını oynatıyordu; ama şimdi bilerek çekici yönlerini gösteriyor. Onu izleyerek öğrendi.
V: Ah, böyle şeyler duymak beni utandırıyor (gülüyor).

Youtube kanalınıza yüklenen videoları izlerken aegyonuzun arttığını görebiliyoruz. En çok hangi üyenin aegyosu arttı?
Herkes: SUGA hyung!
Jimin: Normalde Suga hyung hiçbir yerde aegyo yapmaz; ama artık kalp şekli yapıyor ve güzel bir şekilde (sesini taklit ederek) “SUGA~SUGA~SUGA~” diyor.
SUGA: Çünkü profesyonel olmak zorundayım!

SBS MTV <Rookie King> programında kız kılığına girmek için gerçekten profesyonel olmanız gerekiyordu.
RM: Ah.. Benim de hala Ay Savaşçısı olarak giyinip etrafta uçtuğum fotoğraflar var.
JK: Ama gerçekten kız gibi olmuştu. Seksiydi.
V: Uğur böceği kılığında bir peri olacağım için ben de şok olmuştum. Bence Ay Savaşçısı daha iyi. Ya da belki Rapunzel?
SUGA: Bir hizmetçi gibi giyinmek gerçekten istemediğim için şok olmuştum. Hayranların neden bunu görmek istediğini anlamadığım için bu durum daha da zordu. Biz kızların erkek kılığına girmesini istemiyoruz, neden onlar bizim kız kılığına girmemizi istiyorlar?
Jimin: Herkes kendini gördükten sonra sinir krizine girdi; ama bence ben kız kılığına girsem güzel olurdum. Bir kere okul festivalinde geleneksel kız kıyafeti giymiştim ve birinci olmuştum. Ama bu kız gibi giyinmek istediğim anlamına gelmiyor. Gerçekten!!
SUGA: "BTS Jimin kız kılığına girmeyi seviyor” diye haberler çıkacak.

Maknae Jungkook bu yıl liseye başladı. Giriş programına hep beraber gittiniz.
Jin: Salona baktım ve bence Jungkook en çok dikkat çeken kişiydi.
Suga: Bence aralarındaki en yakışlıklı Jungkook’tu. O gün hepimiz güzelce giyinmiştik.
V: Ama diğer öğrenciler çirkindi demek istemiyoruz! Belki de uzun olduğu için en çok Jungkook dikkat çekiyordu.
JH: Giriş programından sonra, Jungkook bize jjajangmyung ve acı-ekşi domuz ısmarladı. Eskiden ona çok şey alan hyungları için o gün hesabı o ödedi.
JK: Biriktirdiğim parayı harcadım (gülüyor).

Abilerin sana lise hayatı hakkında tavsiye veriyor mu?
Jimin: Ona vizelerinde cevabı bilmiyorsa ikinci veya beşinci şıkkı seçmesini söyledim. Ama ülke çapınca %1’e giren Rapmon hyung dördüncü şıkkı seçmesini söyledi, bu yüzden sanırım Rapmon hyungun tavsiyesine uyacak. Ama bu gibi durumlarda ülke çapınca %1’e giren birini dinlememelisin. Hyung en azından cevabın ne olduğunu düşünerek bir tahmin yürütmüştür; ama ben çoğu kez rastgele seçerdim!




Programlarınızın dışında hayranlarınızla birçok farklı şekilde iletişim halindesiniz. Özellikle Twitter gibi bir sosyal paylaşım sitesinde hata yapmak çok kolaydır; ama sizin tek bir hesabı paylaşmak konusunda bir sıkıntınız yok gibi.
SUGA: Ne yazacağımız konusunda dikkatliyiz. Ve twitterı sadece hayranlarımız çok merak ettiği için günlük hayatımızı onlara göstermek adına kullanıyoruz. Genelde nerede olduğumuzu ya da ne yaptığımızı söylüyoruz/paylaşıyoruz.
V: Başka bir üye tweet atarken çakışma olmasın diye bekliyoruz.
Jimin: Herkes selca paylaşıp hava atmayı seviyor. Son zamanlarda en iyi selcaları maknae çekiyor. Çünkü o çok şirin. Ben en kötü selca çekendim ama çok pratik yaptım ve 6. sıraya yükseldim. SUGA hyung en kötüsü (gülüyor). Stajyerken en çok kimin selcası retweet alacak diye yarış bile yaptık. Belki de sadece ben bunu düşündüm. 6 retweet farkla olsa da, “Ahh.. kaybettim!” diyerek kendi kendime çok hayal kırıklığına uğradım. Ahaha.

Okul Üçlemeniz neredeyse bitti ve birinci yılınız da yaklaşıyor. Ne kadar yol kat ettiğinizi düşünüyorsunuz?
JK: Neredeyse bir yıl olacağı için biraz üzgünüm. Kısa zaman zarfında çok geliştiğimi göstermek istiyordum; ama olmadı. Gösterdiğimden daha çok gösteremediğim şeyler oldu ve kendimi çok geliştirememişim gibi hissediyorum. Bu yüzden başka şeyler de yapmalıyım.
SUGA: Bence daha yeni başlıyoruz. Şu anda rookie/çaylak olduğumuz için yanımıza kalacak şeylerin artık yanımıza kalamayacağı bir durumdayız.
RM: Bazen bu noktaya çok hızlı gelmişim gibi, bazen de daha gidecek çok uzun bir yolumuz varmış gibi hissediyorum. Kendi aramızda iyi yaptığımızı söylüyoruz; ama ödül töreni gibi yerlere gittiğimizde kendimizi çok küçük hissediyoruz.
Jin: Yani her şey çok karışık. Şu an yapılacak en doğru şeyin önümüze bakıp daha çok çalışmak olduğunu düşünüyorum. Ne çok yavaş ne de çok hızlı ilerlemek istiyorum.


Türkçe Çeviri: Golden_v